MySpace Tickers: CoolSpaceTricks.com



www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws


Go to ImageShack® to Create your own Slideshow

Bir sevgi ancak böyle güzel anlatılabilir.....

7/1/2009 · Kategori: Ask _Evlilik

Shangai üniversitesindeki bir öğrenci
sevgilisine, aşkını anlatmak istemiş...
Ve ne mi yapmış? Üniversite kampüsündeki odalarda kalan her kız öğrenciye çikolatalar vererek akşam tam saat 20:00 de bazılarına ışıklarını açmalarını bazılarına da kapatmalarını söylemiş. Gerisini resimden izleyin... Gerçekten güzel! O saatte yüzlerce öğrenci, insanın bildiği en yüce duygu olan "Sevgi" tarafından meydana çıkan bu sanat eserini hayranlıkla izlediler.



Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Kocanızı Romeo'ya dönüştürün

21/12/2008 · Kategori: Ask _Evlilik




Kur yapma döneminde tam bir prens hatta Romeo gibi davranan erkek evlenince birden kurbağaya döner...

Aşk dolu sözler, romantik yemekler bitmiştir, TV başından kalkmaz, konuşmaz, eskiden gözününüzün içine bakan adam, sizi artık görmez olur. Peki ne yapmalı da onu tekrar prense çevirmeli. İşte formüller:

Bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 22'si ilişkileriyle ilgili şöyle düşünüyor: "Gün geçtikçe birbirimizle daha az konuşur hale geldik. Artık benimle hiç ilgilenmiyor..." Oysa erkekler, aşık oldukları ilk günlerde genellikle gerçek bir beyefendi gibi davranırlar. Aşkını ispatlayan küçük sürprizler yapar, eve ya bir çiçek ya da sizi akşam yemeği için restorana götürme teklifiyle gelirler. Bunlarla yetinmeyip, mutfakta bile size yardım ederler. Ancak evlilik ilerledikçe her şey değişmeye başlar. Eşiniz her geçen gün eve biraz daha geç gelir ve akşamları, hatta hafta sonları sürekli TV karşısında oturmayı tercih eder.

Neden değişiyorlar?

Eşinize, artık eskisi gibi olmadığını söylediğinizde, mutlaka "Ama benim de kafamı dinlemeye ihtiyacım var" der. Üstelik bir de sizden hizmet bekler: "Sevgilim, biraz fındık getirsene. Canım bir bardak su versene..." ve sonunda hayalinizdeki prens, yorgun bir kurbağaya dönüşür. Alman psikolog Michael Thiel, buna hiç şaşırmıyor:

"Kadınlar sık sık, erkeklerin ciddi bir ilişkiye girdikten sonra garip bir değişim yaşadıklarından yakınıyor. Çünkü erkekler kur yapma döneminde tek bir hedefe kilitleniyor: Genlerini yeni kuşağa aktarabilmek için dişiyi kazanmak! Bunun temelinde de biyolojik bir motivasyon yatıyor. Kadın ise bu davranışı, erkeğin duyduğu sevginin göstergesi olarak yorumluyor ve hep öyle kalmasını istiyor. Erkek ise kadına egemen olduktan sonra, başka bir program işlemeye başlıyor. Sadece 'sorumlu aile reisi' görevini üstleniyor ve onun dışındaki her şeyi görmezden geliyor."

Bu taktikleri kullanın

Sevgili eşinizi o çok sevdiği koltuğundan uzaklaştırmak aslında hiç de kolay değil. Ama Thiel, bu zor görev için 3 'harekete geçirme' taktiği öneriyor:

1) Televizyonunuzun arıza yapmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için bir televizyon tamircisinden yardım isteyin. Belki o zaman eşiniz, sizinle birlikte sinemaya gitmeyi ya da bir bisiklet turuna çıkmayı kabul eder.

2) Göğsüne tabancayı dayayın, tabii ki mecazi anlamda. Ona, televizyonu kapatmasını yoksa tek başınıza dışarı çıkacağınızı söyleyin.

3) Çekici iç çamaşırı ya da yaratıcı fantezilerle, o eski baştan çıkarma taktiğini uygulayın. Belki de bu şekilde oturduğu yerden kalkar.

Tabii bütün bunların yanı sıra daha kalıcı çözümlere de başvurabilirsiniz. Ancak bunun için kadının, erkeğe odaklı ilgisini başka alanlara yönlendirmesi gerekiyor.

Kendinizi ağırdan satın

Kadın, dişiyle tırnağıyla kendini eşine ve evliliğine adarsa, erkek haklı olarak, ilişki için hiçbir çaba göstermek zorunda olmadığını düşünür. Kendini çok güvende hisseder ve ilgisiz davranır. Kadınlar kendilerini biraz geri çekmeli ve arada sırada kız arkadaşlarıyla da vakit geçirmeli.

Onunla konuşun

Soğuk algınlığı geçiren ilişkiler için en iyi ilaç, daha iyi bir 'iletişim'. Sadece bir şeylerin değişmesini ümit ederek beklemeyin. Sizi rahatsız eden şeyleri ve isteklerinizi kesin ve net bir dille ona anlatın.

Asla söylenmeyin, erkekler bunu kaldıramaz Bu konuda önemli olan, vereceğiniz mesajların 'ben'li cümlelerden oluşmamasına dikkat etmek. "Hep televizyonun karşısında oturuyorsun" demek yerine, "Birlikte fazla vakit geçiremediğimiz için üzülüyorum. Seninle dansa gitmeyi çok özledim" diyebilirsiniz. Sözlerinizi bu şekilde ifade ederseniz, eşiniz bunları 'söylenme'olarak algılamayacaktır. Üstelik kendine saldırılmış olarak da hissetmez ve davranışını yeniden gözden geçirmeyi kabul eder.

Onu bol bol övün

Ne yazık ki kadın ve erkek, olayları hep farklı şekillerde yorumlar. Örneğin, sabahleyin özenerek yatağını yapan bir erkek, bunun kendisi için bir artı puan olduğunu düşünürken, bu arada alışverişe gidip gelmiş, evi temizlemiş ve bulaşığı yıkamış olan kadın "Nihayet o da bir şeyler yapıyor" diye aklından geçirir. Erkek, yaptığı şeyle gurur duyarken, kadın bunu zorunluluk olarak görür. Bu durumda orta noktayı bulmak gerekiyor, örneğin; erkek spor programını izlemek yerine bulaşık yıkıyorsa, sıkı bir övgüyü hak ediyor demektir. Deneyin, etkisini mutlaka gösterecektir.

Annesi gibi davranmayın

Erkekler kendileriyle ilgilenilmesinden hoşlanırlar. Ancak, olayı abartmayın. Onu şımartmaktan vazgeçin. Ne de olsa onun annesi değilsiniz. Atıştırmak için istediği şeyi, mutfağa gidip kendisi de getirebilir. Hem de bu arada biraz hareket etmiş olur. Her dediğini yapmaya kalkmayın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

EŞLERİ TARAFINDAN BOŞANAN ERKEK SENDROMU

18/12/2008 · Kategori: Ask _Evlilik

Erkeklerin istek ve kararları dışında eşleri tarafından boşanmalarıdır. Erkekler eşlerini kendi erk alanları içinde gördükleri ve sistemlerini değiştirmek istemedikleri için, istekleri hilafına eşleri tarafından boşanmalarını erk alanlarına bir tehdit olarak algılarlar. Bu algıları erkeklerin alanlarını koruma güdülerini devreye sokarak, erkekleri hemen her aracı kullanmaya iter. Önce eşlerinin bu söylemlerini ciddiye almazlar ve yaşamlarına hiç değişiklik yapmadan
devam ederler. Eşler söylemlerinden vazgeçmeyince, psikolojik şiddet devreye girer. Tehdit sıklıkla rastladığımız bir durumdur. Bunu eşi ikna etme çabası
izler. Bu dönemde erkeğin ailesi devreye girer ve evlilik birliğinin her ne olursa olsun bir arada tutulması ve çocukların babalarının kontrolünde büyümelerini
sağlamak adına ciddi çaba – bazen bu çaba nahoş ve zarar verici olabilmektedir - gösterir. Tüm bu çabaların sonuç vermemesi neticesinde, zaman zaman fiziksel
şiddete varan olumsuzluklar yaşanabilir. Erkek bu dönemde çocuklar üzerinden eşini ikna etmeye çabalar. İkna çabaları sonuç vermeyince, çocuklar üzerinden
tehdit başlar. Çocuklar üzerinden ayrılığı engelleme çabalarının sonuç vermemesi, erkeğin mali gücünü kullanarak eşini ve çocuklarını mali açıdan kontrol
etmek amacı ile para vermeyi kısıtlamasını ya da kesmesini getirir. Bu dönemde eşin evden ayrılması bir erkek için işlenmesi son derece zor bir durumdur.
Her şeyden önce kontrol edememiştir durumu. ‘Nikahı altında olan kadın’ onu terk etmiştir. Erk alanı değil sarsılmak, tamamen yıkılmıştır. O güne kadar
hep güçlü, karar vermiş ve verdiği kararların sorgusuz sualsiz uygulanmasına alışmış olan erkek birden isteği hilafına tüm yaşamının değiştiğini görür.
Bu durum, erkeğin kuvvetli bir öfke ve başarısızlık duygusunun yanı sıra panik duygusunu da yaşamasına neden olur. Sistemi değişmiştir erkeğin. Halbuki
erkekler sistemlerini mümkünse hiç değiştirmek istemezler. Dışarıda başka bir ilişkileri, başka bir hayatları olsa bile, evlerindeki düzeni bozmak istemezler.
Sistemi korumayı bu kadar istemelerine rağmen, istekleri hilafına sistemleri bozulmuştur, hem de ‘nikahları altında bulunan kadın’ tarafından. Kadının
evden ayrıldığı ve erkeğin duygudurum karmaşalarını yaşadığı bu süreç, ayrılığın en zorlu dönemidir. Kadınlar sıklıkla bu dönemde ayrılmakta oldukları
eşlerinden kaçıp saklanmak durumunda kalırlar. Erkek bu dönemde kadını evde yaşanan döngüyü tekrar yaşatarak travmatize eder. Kadının ailesinin çok güçlü
ve kızlarına sahip çıkan bir aile olmamaları durumunda – ki maalesef ülkemizde sıklıkla aileleri kızlarına bir boşanma durumunda yeterince arka çıkmamakta
ve kadınlar bu süreçlerde ciddi zorluk ve risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar – bu travmatize etme dönemi terörize etme sürecine dönüşebilmektedir.
Bu süreç boşanma davasının açılması esnasında en yüksek noktaya ulaşır. Ülkemizde taraflardan birisinin istememesi, ancak hakim tarafından kusurlu bulunması
durumunda boşanma davaları 1 ½ - 2  sene sürmektedir. Erkeğin boşanmakta olduğu eşine hayatı zorlaştırdığı dönem boşanma davasının boşanma ile sonuçlanacağının
belli olmasına kadar azalarak devam eder. Boşanmanın gerçekleşeceğinin belli olması döneminde erkek artık yorulmuştur, kabul etme süreci başlar. Bu süreç
de sancılı geçer. Bu süreçte erkek kendisine artık yeni bir hayat ve düzen kurmak zorunda olduğunun ayırtına varır. Bu farkındalık ile çevresindeki diğer
kadınları görmeye başlar. Bu durum ailesi ve çevresi tarafından da desteklenen erkek mümkün olan en kısa zamanda kendisine yeni bir düzen kurma çabasına
girer. Dikkati ve enerjisi yeni düzenine yönelen erkek bir süre sonra kendisini boşayan eşinin hayatından çıkar.

Tüm bu zorlu ve riskli süreci göze alan kadın sayısının çok yüksek olduğunu söylemek mümkün değil, elbette ki. Bir kadının bu süreci göze alabilmesi için,
her şeyden önce ekonomik ve sosyal olarak kendi ayakları üzerinde durabiliyor olması şarttır. Mesleği, işi ve sosyal yaşamda birey olarak yeri olmayan
bir kadının bu zorlu süreci göze alması pek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle de ülkemizde pek çok kadın, son derece mutsuz olmalarına, psikolojik ve fiziksel
şiddet görmelerine rağmen, evliliklerini devam ettirmektedirler.

Sağlıklı bir evlilik birlikteliğinin kurulabilmesi için, her iki taraf da ekonomik ve sosyal olarak kendi ayakları üzerinde durabiliyor ve yaşamlarını eşleri
olmadan da sürdürebiliyor olmalıdır. Bu durumdaki iki insanın evliliğe başlama nedenleri sevgi ve huzur olur. Bu iki saik ile başlayan evlilik ağız tadı,
huzur, sevgi ve saygıyla devam ederek hayat arkadaşlığına dönüşebilir.

Rahat ve zengin bir hayat yaşamak, evden kurtulmak, evde düzeni kadının sağlaması ya da soyadının devamını sağlamak gibi sebeplerle başlayan evliliklerin
sağlıklı devamı maalesef mümkün değildir. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

sakın geç kalmayın!!!

16/12/2008 · Kategori: Ask _Evlilik

Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı. Kahır içinde eve kapamıştı kendini.. Sokağa çıkmıyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardı bütün hayatı.. Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa.. Bir yığın vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar.. Hani ilk bakışta aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte.. İçeri girdi.. Kız gülümseyerek koştu ona.. "Size nasıl yardım edebilirim" diye.. Nasıl bir gülümsemeydi o.. Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı.. Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rastgele bir plağı işaret ederek.. "Evet.. Şu CD'yi bana sarar mısınız?.." Kız CD'yi aldı, içeri gitti. Az sonra paket edilmiş geri geldi. Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı..Ertesi sabah gene gitti ayni dükkana.. Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alınıp sardırılan CD'lerle geçti.. Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda.. Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi.. Ertesi sabah bütün cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kız gülerek aldı plağı. Arkaya gitti, paketlemeye. Kız içerdeyken bir kağıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz" diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan.. İki gün sonra evin telefonu çaldı.. Anne açtı telefonu.. CD Dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan.. Delikanlıyı istedi.. Notunu yeni bulmuştu da.. Anne ağlıyordu.. "Duymadınız mı" dedi.. "Dün kaybettik oğlumu.." Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda.. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı.. Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü.. Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı.. İçinde bir CD vardı, bir de minik not.. "Merhaba.. Sizi öyle tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak istiyorum.. Bir akşam birlikte çıkalım mı.. Sevgiler.. Jacelyn!." Anne bir paketi daha açtı.. Onda da bir CD ve bir not vardı.. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık.. Sevgiler.. Jacelyn!.."Unutmayın.. Düşündüğünüz şeyi mutlak söyleyin.. Birini seviyorsanız, söyleyin ona.. İçinizdeki söylemekten korkmayın. Birisi hakkında ne hissediyorsanız söyleyin ona.. Ve hemen söyleyin.. Hemen.. Çünkü, doğru zamanı bekler ve "İşte şimdi tam zamanı" derseniz, bir bakarsınız çok geç olmuş.. Gününüze sahip olun ki, pişmanlıklar yaşamayasınız. Hepsinden önemlisi, dostlarınıza, sevdiklerinize, ailenize hep yakın olun.. Çünkü bugünkü insan olmanızı onlar sağladı, sizi onlar şekillendirdiler.. "Seni seviyorum" demekten sakın, ama sakın çekinmeyin, utanmayın, korkmayın!.. Yaşamı yaşanmaya değer yapan şey sevgidir..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kadının erkeği cezalandırması .....

14/12/2008 · Kategori: Ask _Evlilik



Erkek karısı onunla sık sık birlikte oluyorsa kendisini çok sevdiğini sanıyor."

Psikolog- Aile ve Evlilik Terapisti İlkim Öz Tan, duygusal ve cinsel anlamda kırılan kadınların bunun acısını kocasına 'yatakta soğuk davranarak' çıkardığını belirterek, "Hangi kadın cinsel ve duygusal anlamda mutluyken eşine cinsel ceza verir? Biz robot değiliz ki düğmeye basınca cinsellik olsun" dedi.
Tan, erkeklerin aşk ve sevgiye cinselliğe bağladığını, sık sık birlikte oluyarsa karısının kendisini çok sevdiğini sandığını söyledi.

Psikolog- Aile ve Evlilik Terapisti İlkim Öz Tan, bir mağazada kadınlarla, aşk, mutluluk, evlilik, kadın-erkek ilişkileri ve cinsellik konularında söyleşi yaptı. Tan, kendisini merakla dinleyen kadınlara tek tek, 'Kadınlar ne ister?" sorusunu yönelti. Kadınları bu soruya, 'dürüstlük', 'sevgi', 'saygı', 'huzur', 'başbaşa zaman geçirme' ve 'cinsel heyecan' şeklinde cevaplar verdiler.
Tan, söyleşisinde, kadınların kendisini üzen erkeğini onunla cinsel ilişkiye girmeyerek cezalandırdığını ve bu yöntemin bütün dünya kadınları tarafından kullanıldığının altını çizdi.

"Hangi kadın cinsel ve duygusal anlamda mutluyken eşine cinsel ceza verir?" diye soran Tan, şöyle devam etti: "Kadın erkekle birlikte olmayarak eşini cezalandırırken aslında kendisini de cezalandırıyor. Ama kadın o yokluğu erkek kadar hissetmiyor. Tabiki kadının da cinselliğe ihtiyacı var ama erkekler kadınlara göre cinselliğe daha düşkün. Kadın için bu penis-vajina olayı değil, olaya daha duygusal bakıyor. Erkek kadının duygularına hitap etmediği zaman nasıl ondan cinsellik bekleyebilir? Biz robot değiliz, şöyle düğmeye basınca cinsellik olsun."

Erkeklerin aşk ve sevgiyi cinsellikle bağdaştırdığını oysa bunun büyük bir yanlış olduğunu savunan Tan, "Erkek karısı onunla sık sık birlikte oluyorsa kendisini çok sevdiğini sanıyor. Erkeklerin aşkı ve sevgiyi cinselliğe bağlaması evlilikte her zaman sorun oluyor" diye konuştu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Myspace Backgrounds
Sayac Ekle
Blog Ekle